TEK BAŞINA BİR ADAM KİTAP YORUMU CHRISTOPHER ISHERWOOD

Tom Ford’un yönetmenliğini yaptığı Tek Başına Bir Adam filmini daha önce izleyip, yorumlamıştım. Film görsel olarak şairane, ahenkli bir biçimde başlayıp bitmişti. Merak edenler Tek Başına Bir Adam film yorumuna buradan ulaşabilir. İkinci baskısı Yapı Kredi Yayınları tarafından Şubat 2015’te basılan Christopher Isherwood kitabını bitirir bitirmez yorumlamak istedim. Kitabı Yapı Kredi Yayınlarına ait Konak mağazasından indirimli olarak aldığımı anımsıyorum.
Kitabın ana karakteri George 58 yaşında, çocukluğu İngiltere’de geçmiş, denizci erkek arkadaşını kamyon kazasında kaybetmiş bir akademisyen.  Los Angeles, Californiya banliyösündeki evdinde tek başına yaşıyor. George gündelik yaşantısında sürekli olarak vefat eden sevgilisini düşünerek ev okul ve spor salonu arasında günlerini geçiriyor. Spor salonunda gelen diğer ortayaş krizindeki adamları gözlemleyen George kendi duygu durum ve vücut formuyla diğer adamları kıyaslar. Okuldaki gençlerden yaşam enerjisi aldığı için şanslı taraftadır. Belirli eğitim düzeyindeki eşcinsel erkeklerin, heteroseksüel erkeklere göre özbakımları kıyaslanmayacak şekilde yüksek olması durumu George’u avantajlı durumda tutmaktadır. George erkek öğrencileri için ilgi çeken bir avdır. 

Foto Kaynak Yapı Kredi Yayınları


En yakın arkadaşı Charley ile arada kafaları bulan, hayallerini paylaşan George, okulundaki bazı erkek öğrencileri tarafından kuşatılır. Sahneye çıkma arzusunda olan öğrencilere sohbetleriyle eşlik eden George’un dramatik yaşamı merak konusu oluşturmaktadır. Kitap satırlarında Amerikan idealize edilmiş yaşamına dair detayları bulabiliyorsunuz. Tek Başına Bir Adam kitabı, filmi gibi lezzet verdi. Kitapta dikkatimi çeken sözleri bugüne not düşmek isterim.


‘Öyle konular vardır ki yaşamda sana soruluncaya kadar kendin bile bunları bildiğini bilmezsin’ (p.55)
‘Yararsız tüketim malları üretip durmaya katkıda bulunmak yerine…’ (p.58)
‘Parayla satın alınmış gönülsüz bedenler…’ (p.73)
‘Onların sorunu, orta yaşı bir kader olarak kabullenmeleri, büyükbabalığa, yaklaşmakta olan emekliliğe ve golfe onursuzca boyun eğmeleri…’ (p.74)
‘Şu hayatı ne için yaşıyoruz ki zaten? Müze gezen turistler gibi birbirimizikategorilerle tanıyarak mı geçireceğiz hayatımızı?’ (p.122)

Tek Başına Bir Adam film yorumuma buradan ulaşabilirsiniz.


Kutay Çev.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir