SEN BENİM HAYATIMSIN KİTAP YORUMU FERZAN ÖZPETEK

Ferzan Özpetek çağdaş İtalyan ve Türk sinemasının rakipsiz duayeni. Can Yayınları tarafından 2. baskısı Aralık 2015’te basılan Sen Benim Hayatımsın baskısını toplam iki günde tamamladım. Can Roman etiketiyle İtalyanca aslından çeviren Şemsa Gezgin satırlarını okumak kitabın ahengini yükseltmiş.


Ferzan Özpetek’in ilk romanı İstanbul Kırmızısı eserini henüz okumadım çünkü roman okumak kitap okuma motivasyonum için birincil seçenek değil fakat Sen Benim Hayatımsın romandan çok anı kitabı okuyor hissi verdi. Kitaptaki her karakterin Roma sokaklarında seksüel arzularının peşinde koşup film dünyasının irili ufaklı kademelerine yer aldıklarına emin oldum. Kitabın her bölümü yaşayan veya vefat eden karakterlere adanmış gibiydi. Yaşamdan çok derin kayıpların yazıya dökülmüş hali denilebilecek kitap içinde sevinçten çok burukluğa ev sahipliği yapıyor.

Foto Kaynak Can Yayınları


Drag queenler, trans bireyler, eşcinsel bireyler, vejetaryenlık, donörle lezbiyen bireylerin hamileliği, heteroseksüel normlar arasında gizli yaşam süren herkes fazlaca kitabın içinde, tıpkı her gün yaşadıklarımız gibi. Karakterler sadece Roma’da değil, İzmir’de, Eskişehir veya başka bir şehirde karşımıza çıkacak sahicilikte.


Aşk, cinsellik, günü birlik birleşmeler, Roma’nın özgür zamanları ve AIDS hastalığının sonlandırdığı yaşamlar Sen Benim Hayatımsın kitabında karşılaşacağınız merkez konular. Sayfaları çevirirken Özpetek filmlerini izliyor, dinliyor veya dikizliyor gibisiniz. Sırada 2014 yılında basılan İstanbul Kırmızı eseri var.


‘Hafıza dijital değildir, eski bir film şeridi gibi döner ve yıpranır. Ve çok sevilen görüntüler yanar’ (p.30)’Gerçekten de insanlar erotik ve duygusal zevklerden çok yasaklar birleştiriyor. Yasaklar bittiği anda kentsoylu oluveriyoruz’ (p.120)


Kutay Çev.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir